• Anayasa Komitesi Başkanı olarak hiç demeç vermediniz ve hatta konuşmadığınız için eleştirildiniz. Anayasa Redferandumu sonucu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Daha demokratik ve sivil bir Anayasa için Komite ciddi bir uğraş verdi. Amaç gerçekten Kıbrıs Türk halkının hukukun üstünlüğüne dayalı daha çağdaş bir temel yasaya kavuşması idi. Bu yönde yapılan çalışmalar Komiteden geçerken, özellikle CTP-BG, DP-UG ve TDP’nin tam desteği alınmasına ve Genel Kurul aşamasında UBP’nin ve DP Genel Başkanı’nın beklentilerini karşılamak amacıyla yeniden düzenlenmiş olmasına rağmen başarısız olundu. Referandum sürecinde çok açık bir şekilde gördük ki, partimiz CTP-BG dahil hiçbir siyasi parti ne yazık ki kurumsal anlamda Anayasa değişikliklerine sahip çıkmadı. CTP merkez yönetimi, hayırcıları karşısına almamak ve böylece Yerel seçimlerde olası bir zaafiyete uğramamak adına kılını kıpırdatmadı, desteklermiş gibi yaparak büyük bir strateji hatası yaptı. Hem kampanya yapmadı, yüksek sesle evet demedi hem de işi Komitedeki birkaç arkadaşın sırtına yükledi. Teknik bir konuymuşcasına basite indirgedi. Gezdiğim pek çok yerde CTP tabanının da hayır oyu verdiğine bizzat şahit oldum.
Statükoyu temsil eden odaklar yani başta Cumhurbaşkanı Eroğlu olmak üzere, UBP ve DP ise çok açık bir şekilde hayır için çaba sarfetti. Özgürgün, ben evet dedim ama kefil değildim maddelere diyor. Kefil olmadığın maddelere neden evet dedin, neden pazarlık yaptın demezler mi adama. Bu denli samimiyetsiz bir siyasi ortamda bulunmaktan utanç duymamak elde değil. Siyasetin sefaletini yaşadığımız bir dönemden geçiyoruz maalesef.
Açıkça şunu belirtmek isterim, Referanduma son on gün kala hakim toplumsal algının hayır olduğu konusunda, merkeze uyarıda bulunmuş olmama rağmen, bu uyarıların dikkate alınmamasının halen üzüntüsü içindeyim. Siyaseten ciddi bir gerilemedir Referandum sonuçları.
• Yerel seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriliyorsunuz?
Yerel yönetimler CTP için her zaman özel önem verilen bir konu olagelmiştir. Hatta bu konuda çalışma yapmak, Belediye Başkanları ve Belediyecilik vizyonu ile ilgili sürekli ve aktif olarak ilgilenmek için, uzun yıllardır Yerel Yönetimler Sekreteri dahi mevcuttur.
Seçim sonuçlarını kabaca başarısızlık olarak değerlendiriyorum. Üç büyük belediyenin kaybedilmiş olması bunu gösteriyor. Siz bu üç belediyeyi, iddialı olduğunuz, olmazsa olmaz, üstelik kesin kazandık dediğiniz, üç belediyeyi kaybettiken sonra isterseniz, geriye kalan tümünü kazanınız, fark etmez.
Bakınız büyük kent belediyeleri iktidar alanına işaret eder. Eğer bir siyasi parti büyük kentleri, hükümette olduğu bir dönemde kaybediyorsa, oturup bir haline bakması, kendini gözden geçirmesi gerekir. Bu tüm dünyada böyledir.
Kırsal kesimdeki başarı, CTP örgütlerinin, tabanının özverili çalışması ile gerçekleşti. Bunun da altını çizmekte yarar var. Siz Lefkoşa’dan istediğiniz türküyü okuyunuz, hayat, insan ilişkileri, kırsalda farklıdır. Farklı bir dil farklı bir mücadele vardır. Aile gücü ve ilişkileri etkin, önemlidir.Kırsal seçmeni ne kampanyana bakar ne de projene, dürüstlüğe, samimiyete, insan ilişkilerine, temiz siyasete ve icraata bakar, güvene bakar. Dolayısıyla tüm bunların birleştiği ortak nokta CTP örgütüdür, tabanıdır.
• CTP’deki iç gelişmeler…Komite kurulması konusunda hangi aşamadasınız?
Hani futbol’da bir deyim var göstere göstere gol geldi. Süpriz olan ne? Nereye şaşırıyoruz? Neden sonuç ilişkisi ile herşey ortaya çıkmaz mı? Eğer sadece sonuca bakarsanız hiç birşey anlayamazsınız. En azından bir yıldır bu depremin geleceğini, yaşanacağını avazımızın çıktığı kadar bağırmadık mı, söylemedik mi? Ortak akıl aranmalı, partideki yanlışlara dur denilmeli, parti içi demokrasi çalıştırılmalı demedik mi? Şaşırtıcı olan ne?
Bir yıl önce partinin prestiji olduğunu söylediğimiz 250 sayfalık Raporu uygulamayan, dikkate bile almayan Parti Başkanımız ve merkez yönetimimizin bu sonuçlardan ve yaşadığımız gerilimden doğrudan sorumluluğu vardır.
Siyaseten işinize geleni görür, işinize gelmeyeni dışlarsanız, sonuçta yaşanan depremlerin sorumluluğunu üstlenmek zorundasınız. Ne Parti Başkanı ne de Genel Sekreteri hiçbir uyarıya kulak asmayarak, gerilimleri, çatışmaları basitleştirerek, önemsizleştirerek hatta bunları kendilerine yapılan birer komplo olarak değerlendirerek bizi bu günlere getirdi.
Bu partinin tüzüğü vardır. Disiplin yönetmeliği vardır. Eğer bir yerde disiplinsizlik, siyasi ahlaka uygun olmayan davranış görürseniz ne yaparsınız? Söyleyim, eğer kurumsal bir yapınız varsa kişiselleştirmeden yönetmeliği uygularsınız, ha bu yoksa ve eğer kendi konumunuz üzerinden gelişmeleri değerlendirirseniz o zaman keyfi davranırsınız.
Her siyasi partide sorun olur, olmaktadır ve olacaktır ancak gerekli müdahaleyi gerekli zamanda yapmazsanız, vebali boynunuza asılır.
Komite kuruldu falan deniyor. Bir önceki Rapor dikkate alınmadan kimse parti merkezinin komitesine nasıl güvensin. Neyin Komitesidir bu? Durumu idare etmenin mi? Zaman kazanmanın mı? Halı altına süpürmenin mi?
Şunu söyleyim, zaten sadece yeni Komite kurmak da adil bir davranış olmaz. Çok değil bir yıl önce hazırlanmış bir Rapor orada bekliyor. MYK’nın bir an önce Tüzüğe göre Savcı atayıp, o Raporu ileri götürmeleri gerekir. Ve hemen ardınan partimizin Mağusa, Lefkoşa ve Girne’yi neden ve nasıl kaybettiğinin iyice araştırmasını yapmalıdır. Ali şunu dedi, Veli bunu dediğinin değil.
• CTP Kurultaya gider mi?
Zaten bütün korku da bu. Kurultay korkusuyla yaşanan gelişmelere müdahale edemeyen parti yönetimi, günlerce bekleyerek partinin neredeyse duvara vurmasına seyirci kaldı. Sanki partide yönetim yok, merkez yok. Otorite yok. Herkes kendine göre bir merkez. Partide o kadar çok merkez var ki.
Parti merkezindeki odakların kurultay hesapları var olan sorunlara anında müdahale etmemeyi getirdi. Kimse ateşe elini atmıyor. Kimse kişisel yara almak istemiyor, kimse kendi kariyer hesabını zedelemek istemiyor. Hele de bir sol partide asla olmaması gereken küçük hesaplar büyük depremler yarattı. Mesele ne yazık ki budur.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri…
Bu akıl almaz durumun bir an önce bitmesi gerekir. Şu anda bir değerlendirme yapmak için çok erken.
• 15 kişiyi sallandırsak ne olur?
Güzel soru. Siyaset o denli elimizden uçup gitti ki, o denli rezil bir durumda ki, bir arkadaşımız kamuoyu önüne çıktı ve açıkça kafa istiyor. Bu kadar siyasi körlük zaten bu partiyi ayağa kaldırmaz. Çünkü bugün kafa isteyenin yarın başka bir nesilce kafasının alınacağının hesabını yapamaz. Siyaseti sağ gelenekte olduğu gibi iktidar meselesi üzerinden okumak kadar sefil bir durum olamaz. Gerçekten bunları konuşuyor olmak bile bana çok ağır geliyor.
• Dışlandık…
8 Aralık Kurultayından sonra, gerek Parti Başkanımız gerekse yeni parti yönetimi, bizi parti içinde düşman ilan etti. İnanın hiçbir söylediğimizi, hiçbir yapıcı eleştirimizi dikkate almadı. Sürekli bir kuşku, endişe hali. Uyarılarımız, parti içi hesaplar olarak değerlendirildi. Kulaklar tıkandı. Bu durumda olan pek çok arkadaşımız var. Kurultayda bize olan açık desteklerinin bedelini dostlarımız dışlanarak, dikkate alınmayarak, göz ardı edilerek ödüyorlar. Kahrolmamak elde değil. Yapıcı eleştiride bulunanlara selam verilmeyen bir ortamda siyaset üretilemez. Sevgisizliği hakim kıldılar. Bunları halkımızın, tabanımızın bilmesi gerekir.
Bakınız, partideki ideolojik kaymaları kabul etmemiz mümkün değil. Sosyalist Enternasyonele üye olması ile övünen bir parti, gereğini yapmalıdır. Gereği de bellidir. Kimse kusura bakmasın, siz neo liberal politikaları değil halkın, partililerin gözünün içine soka soka dayatacaksınız, şımarıklıkla, sorumsuzlukla, tüm uyarılara rağmen inatla insanların kalbini kıracaksınız, hayatlarını verdikleri inançlarına ters düşeceksiniz, insanlarımızı üzeceksiniz sonra da kalkıp birlik beraberlik türküsü okuyacaksınız.
• Nasıl bir CTP, halka karşı sorumluluklar…
Burada şunu açıkça ifade etmek istiyorum. Aslolan halktır. CTP halk için vardır. Halkın beklentisi çağdaş bir siyaset anlayışıdır. CTP bu hali ile çağdaş sol siyasete nasıl katkı yapabilir? Zamana ihtiyaç var. Oturup ortak akılla sorunlarını çözmek, samimi, dostça ilişkilerin tesis edildiği bir düzene kavuşmak, bunun için de hemen tüzüğünü değiştirmek zorundadır.
Son söz…
Parti Başkan ve yönetimi neden bunca sorun karşısında konuşmuyor. Parti Merkezi neden geri çekildi. Neden sorunların üzerine gitmek, insanları yatıştırmak ve onları kucaklamak için neden çaba sarfetmiyor? Neden parti Meclisi toplanmıyor?
Yoksa birileri bu iç kavgayı kişisel hedefleri için kullanmak mı istemektedirler, ciddi kuşkularım var. Elbette bu kadar çok sorun dışarıya çıkmamış ve parti içinde konuşulmuş olsaydı, ben de elbette susardım, susmam gerekirdi. Ama susmanın bir anlamı yok. Parti tabanına ve halkımıza karşı sorumluluğumuz var. CTP halkın partisidir. Açık olmak, hata yaptık demek erdemdir, cesaret işidir. Özeleştiri yapabilmek, gerekirse özür dilemek lazım.
Ben su yolunu bulacak derim. Ve kavgamız CTP’yi CTP gibi yapmak için devam edecek. Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım dönemi bitti. Kol kırıldı ve acısı tüm bedeni sardı. CTP şu anda yara bere içindedir ve sağlığına kavuşmak için zamana ihtiyacı vardır.