Gordiyon Düğümü

Sorunun çözüm boyutu
(ve Annan’ın kılıcı…)
Kıbrıs sorunu, 14 Aralıkta yapılan genel seçimler ile yeni bir döneme girmiştir. Genel olarak bakıldığında bu dönem, soruna taraf siyasi aktörlerin, çözümsüzlük yerine çözüme yönelmeleri ile ilgili çıkarların ya da beklentilerin kesiştiği zaman dilimini işaret etmektedir. Soruna taraf siyasi aktörler, sorunun çözümsüz olarak devam etmesine dair oluşturdukları yaygın kanaat ve ulusal stratejilerini, böylece giderek çözüm yönüne çevirmiş oldular. Bu süreç, Kıbrıs sorununda yeni bir boyuttur. Sorunun, çözüm boyutudur.
Kıbrıs sorunu, bugüne kadar farklı siyasi, diplomatik, askeri araçlar/argümanlar kullanılarak çözümsüzlük üzerine kurulmuş bir gordiyon düğümüne benzetilebilir. Taraflar sorunu çözmekten öte, birbirlerine üstünlük sağlama amacı ile kendi isteklerini maksimize ederek bir yol alabileceklerini sanmışlarsa da, düğüm her iki tarafça zamana bırakılarak ve hatta dünyadaki gelişmelere kafa tutularak çözümsüzlüğe terk edilmiş idi.
Bir yandan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dayalı bir çözüm perspektifi ile kendi tanınmışlığını bir üstünlük olarak Kıbrıslıtürklere dayatmaya çalışan Kıbrıslırum egemenlerin gayrı yapıcı ve gayrı meşru tavrı; bir diğer yandan da KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak tanınmasına dayalı bir çözüm perspektifini, Türkiye’ye olan coğrafik yakınlık ve askeri güç avantajını kullanarak dayatan Kıbrıslıtürk egemenlerin gayrı rasyonel ve yine gayrı meşru yaklaşımları, Kıbrıslıların özellikle de Kıbrıslıtürklerin çözümsüzlükle cezalandırılmasına, dünyadan izole edilmesine yol açmıştır.
Dünyadaki gelişmeler, Kıbrıs sorununun kaçınılmaz olarak çözülmesi için önemli bir zemin yaratmakta idi. Çünkü Irak krizi dolayısıyla büyük bir siyasi ve diplomatik itibar kaybeden BM ile uluslararası kamuoyu tarafından Irak savaşını gerekçelendirirken kurmuş olduğu yalanlarla siyaseten yıpranan, inandırıcılığını yitiren, dünyadaki etnik çatışmalarla ortaya çıkmış sorunlara bir model sunma çabası içerisinde olan ve ekonomik küreselleşmenin hareket alanını bu sorunlar ortadan kaldırarak genişletme amacını taşıyan ABD, Kıbrıs sorunun çözümü konusunda ilk kez bu denli etkili bir yöntem planlamış ve hayata geçirmiş oluyorlar. ABD için bir önemli farklı noktaya daha işaret edilebilir; 11 Eylül saldırısından sonra “güvenlik” kavramını ön plana çıkaran ABD, uluslararası terörün özellikle az gelişmiş Müslüman ülkelerden ihraç edildiğinden kalkarak, “batı değerleri” ile islami kimliği uyumlaştıracak bir model olarak Türkiye’nin istikrarlı, modernist bir müslüman ülke olarak AB’ ye girmesi gerektiğini üzerinde ısrarla duruyor. Bu çerçevede bugün Türkiye’ye biçilen ve Türkiye’nin çıkarlarıyla örtüşen “uluslararası rol” işte bu örnek model. Bu nedenle, Türkiye’nin AB süreci ABD’den büyük bir destek buluyor. Bu sürecin ise Kıbrıs sorunu ile bağlantısı, sorunun çözümü yönünde olağanüstü bir çabanın sergilenmesine neden oluyor. Yoksa dünyada o denli ciddi sorunlar var ki, sadece Kıbrıslıtürk ve Rumların çözüm talepleri ya da mücadeleleri dünyada bu denli ses getirmez, etkili olmazdı.
Ancak sorunun çözüm sürecine girdiği “kırılma noktası”, Kıbrıslıtürklerin mücadelesi ile başlamıştır. Bu anlamda Kıbrıslıtürkler, bölgesel veya ulusal düzeyin ötesinde küreselleşmiş bir sorun yumağının çözümüne önemli, tarihsel bir katkı koymuştur, denebilir.
BM Genel Sekreteri Annan’ın 1 Mayıs 2004’e kadar öngördüğü takvim, sorunu radikal bir çerçeve içine almıştır. Doğru olan da budur! Çünkü, tarafları temsil eden siyasi geleneğin çözümsüzlük üzerine kurulmuş ideolojik donanımı, ancak bu tür çıkışı olmayan ve halkın kararını gerektiren bir zorunlu takvim ile etkisizleştirilebilir.
Efsaneye göre ünlü Gordiyon düğümü, bir öküz arabasını bir sütuna bağlayan karmakarışık bir sarmaşıklar yığınıdır. Araba, Midas’ın ya babası ya da atası olan Gordios’a aittir. Yeni bir lider arayışında olan Frigler’e bir kahin tarafından, şehre öküz arabası ile giren ilk adamı kral ilan etmeleri söylenir. İşte bu kişi Gordios’tur. Gordios kral olur ve öküz arabası tapınakta gösterime konulur. Asırlar sonra Büyük İskender zamanında, Gordios’un öküz arabası, düğümü çözecek kişinin Asya’nın hakimi olacağı söylentisi ile ünlenir. Büyük İskender Gordion’a geldiğinde (M.Ö 334) düğümü çözmeye çalışır ama başarısız olur. Sabırsız bir öfkeyle, kılıcını çeker ve düğümü ortadan ikiye ayırır. İskender gerçekten de Pers İmparatorluğu’nun fatihi ve Asya’nın hakimi olma yolundadır. Ancak 33 yaşında ateşli bir hastalıktan zamansızca ölür.
22-02-2004