Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için sürdürülen müzakerelerin çökme aşamasına gelmesinde Kıbrıs Türk tarafının etkisiz politikalarının neden olduğunu söyleyen CTP milletvekili Asım Akansoy, Cumhurbaşkanı Eroğlu’na üç yıldır katkı yapmak için neredeyse yalvardıklarını ancak ciddiye alınmadıklarını söyledi. Akansoy, müzakere heyetlerinde ve sorunun çözümünde ortaya etkin ve yapıcı politikalar geliştirmek adına CTP’nin yaptığı tüm teklifleri geri çeviren Eroğlu’nun süreci duvara vurdurduğunu kaydetti. CTP Mağusa milletvekili Asım Akansoy, BRT’de yayınlan Tülay Taşeli'nin sunduğu programa konuk olarak katılarak değerlendirmelerde bulundu. Olası krizlerde sorumluluk yüklenmek adına yapılan çağrılara da kulak tıkayan Eroğlu’nu eleştiren Akansoy, “Bundan sonraki süreçte, Kıbrıslı Türkler olarak aktör olmak için etkin bir diplomasi ile hem dünyaya hem de Türkiye’ye kendimizi anlatmamız gerekiyor” dedi.
“Türkiye ve Güney’in adımları daha çok dışlanmamızı sağlıyor”
Küresel sermaye ve ulusal güçlerin enerji paylaşımı kavgası nedeniyle Kıbrıs’a bakış açısının değiştiğini vurgulayan Akansoy, konunun Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin bir masa etrafında müzakere ederek ele alınamayacak kadar kapsamlı bir duruma geldiğini ifade etti. Şu anda ciddi bir gerilimin söz konusu olduğunu söyleyen Akansoy, Rumların 9. Parselde egemenlik haklarını ileri sürerek ikinci kez arama yapma girişimine Türkiye’nin karşı tavır içine girmesini, ‘yanlışa yanlışla cevap vermek’ olarak yorumladı.
Kıbrıslı Rumların bu konuda baştan beri yanlış yaptığını, müzakerelere yoğunlaşmak yerine gereksiz adımlar attığını söyleyen Akansoy, “Türkiye’nin verdiği karşılığın masayı bozacağı kesindi. Bu tür adımlar Kıbrıslı Türklerin daha da dışlanmasına neden oluyor” dedi. Bugüne dek tür krizlerin olduğunu ve bundan sonra da olabileceğini de kaydeden Akansoy, bize düşen görevin Kıbrıslı Rumlarla doğrudan temas eden taraf olarak daha aktif görev üstlenmek olduğunu söyledi. Akansoy, “Anastasiadis ve Türkiye’yi uyararak çözüme odaklanmak gerektiğini, sorunları masada ve diplomatik girişimlerle çözmek gerektiğini zararlı çıkacak kesimin başta Kıbrıslı Türkler olmak üzere herkes olacağını söylemeliydik. Kıbrıs Türk liderliği olarak geri çekildik ve süreç kendi kendine yuvarlandı. Şimdi içinden çıkılmaz kritik bir aşamaya geldik. Şu an sürmekte olan AB liderler zirvesinde Kıbrıs ile ilgili kısım basına yansıdı ve Türkiye’yi ciddi şekilde uyarmaya hazırlanıyorlar” dedi.
“Biden’ın ziyareti kırılma noktasıydı”
11 Şubat 2014 tarihli liderlerin ortak açıklaması ile birlikte yeni bir döneme girildiğini söyleyen Akansoy, o günlerde uluslararası camianın Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik ciddi ilgisi ve baskısı olduğunu hatırlattı. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın adayı ziyareti ile birlikte denklemin bozulduğunu savunan Akansoy, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti ve ABD’nin stratejik ortaklık’ açıklamalarının gözden kaçırılan çok önemli bir konu olduğunu, ve bunun pozisyonumuzda ciddi bir gerilemeye neden olduğunu vurguladı. “Diplomaside yetersiz kaldık. Bu ziyaret kırılma noktası oldu ABD ve uluslararası camia Kıbrıs Cumhuriyeti’nin pozisyonunu yükseltti ve Saray’ın yanlış politikaları nedeniyle Kıbrıslı Türkler daha da yalnızlaştı” diyen Akansoy, müzakere sürecinin yeniden başlama ihtimali olduğunu ancak bunun sorunun çözüleceği anlamına gelmediğini vurguladı. Akansoy, 2015 Nisanına kadar olan süreçte bir beklentisi olmadığını söyleyerek, bugünkü konjonktürde sadece yeni atanan BM temsilcisi Eide’nin kişisel çabası ile bu sorunun çözülmesinin imkânsız olduğunu kaydetti.
“Sibel Siber’in kazanması süreci değiştirir”
CTP-BG’nin cumhurbaşkanı adayı Sibel Siber’in seçilmesi durumunda çok daha farklı, çağdaş bir döneme girileceğini söyleyen Akansoy, Siber’in diplomasiyi işletip fark yaratacağı bir dönem yaşanacağını ifade etti. 2. Cumhurbaşkanı Talat döneminin ciddi bir kısmının Papadopulos’un olumsuz politikaları ile geçtiğini kaydeden Akansoy, 1,5 yıl Hristofyas’la müzakere edildiğini ve o dönemde müzakere tarihine çok parlak bir iz bırakıldığını vurguladı. BM nezdinde 33 yakınlaşma kâğıdı ortaya çıkarıldığını, iki önemli ortak açıklama ile çözüm modelinin şekillendiğini hatırlatan Akansoy, Talat’tan sonra Cumhurbaşkanı Eroğlu ile samimiyetsiz ve etkisiz bir döneme girildiğini belirtti. “Yeni süreç sonuç almaya odaklı bir süreç olmadı” diyen Akansoy, Özersay ve Mavroyannis arasında süren şeyin sadece diyalog olduğunu bu diyalogun sorunun çözümü açısından hiçbir faydası olmadığını vurguladı.
“Kıbrıs sorununun zemini kaydı”
Kıbrıs sorununun kendi zemininden kaydığı ve Doğu Akdeniz’deki enerji politikalarının oyun alanına girdiği tespitinde bulunan CTP milletvekili Asım Akansoy, bu bağlamda çok tehlikeli bir noktaya gelindiğini vurguladı. Doğalgaz konusu nedeniyle Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti ve AB’nin karşı karşıya geldiğini söyledi. Kıbrıslı Rumların enerji bağlamında Rusya, İsrail, Mısır ve Lübnan’la ilişiklerini ilerlettiğini hatırlatan Akansoy, “Peki, biz ne yapacağız” diye sorarak şöyle devam etti:
“Biz çözüm politikasını sonuna kadar sürdürmeliyiz. 2004 yılında büyük bir prestij elde etmiştik. Evet AB verdiği sözleri yeterince tutmadı bu gerçek ama siyasi prestij olarak Kıbrıslı Türkler de dünyada vardı ve konuşulurdu. Dünyanın tüm kapıları bize açıktı. İtibarlı bir Kıbrıs siyasetimiz ve temsiliyetimiz vardı. Bugün ise konuşulmuyor, dikkate alınmıyoruz. Gerileme noktasındayız. Bunun esas nedeni, Cumhurbaşkanı ve müzakerecilerin gönülsüz, isteksiz, akademik diyaloglara indirgenmiş, masada oturma oyunları ile ayrılıkçı azruları beyinden temizlememe siyasetidir.Kıbrıslı Tüğkler Federal çözüme ve BM parametrelerine konsantre olmalı, dünyaya açık bir vizyon taşımalı, çözüm merkezli çalışmalı ve Türkiye ile karşılıklı saygıya dayalı saygılı, dengeli bir siyaset oluşturmalıyız. Yine aktör olmak için ise dünya ile ilişkilerimizi yeniden geliştirmeliyiz. Türkiye’nin de buna katkı yapması gerekiyor. Türkiye tabii ki kendi ulusal çıkarlarını düşünüyor bu da doğaldır ama bunun bize etkililerini onlarla daha bir sağlıklı bir şekilde konuşmalıyız.”
“Duvara vurduğumuz yerdeyiz”
TC Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun iki devletli çözümden bahsetmesinin de siyaseten doğru olmadığını vurgulayan Akansoy, uluslararası hukukun dışına çıkılamayacağını, bu konuda BM kararları olduğunu hatırlattı. Hedefin federasyon olması gerektiğini vurgulayan Akansoy, dünya dili konuşan, batıdan kopmayan, enerji çatışma alanı Kıbrıs’ı mümkün olduğunca dışarda tutarak çözüme odaklanmak gerektiğini söyledi.
Akansoy, “3 yıldır Sn.Eroğlu’na neredeyse yalvarıyoruz. Biz sürece katkı yapmak istiyoruz müzakere heyetine katkı yapmak istiyoruz diye. Olası krizlerde sorumluluk üstlenmek istiyoruz dedik ama bugüne kadar hiçbir şekilde olumlu yanıt vermedi ve geldiğimiz nokta duvara vurduğumuz yerdir” dedi.