“CTP bu şekilde gitmez”

CTP Milletvekili Asım Akansoy, Dışişleri Bakanlığı’nın “Rum tarafının tek yanlı tasarruflarını sürdürmesine tepkisiz kalamayız” şeklindeki görüşüne karşı çıktı ve Türkiye’nin sismik araştırma gemisi Barbaros’u bölgeye göndermesinin barış siyasetine hizmet etmediğini vurguladı. HALKIN SESİ’ne konuşan Akansoy, Cumhurbaşkanı Eroğlu’na da tepki gösterdi ve “Eroğlu, krizin bu noktaya gelmesini engellemek için bir şey yapmadı. Ne yazık ki Eroğlu, var olan krizden besleniyor” dedi. CTP’nin bu yapısıyla devam edemeyeceğine bir kez daha dikkat çeken Akansoy parti içinde yaşanan sorunları Nisan’daki Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar rafa kaldırdıklarını söyledi ancak “Nisan’dan sonra konuşulacak çok şey var” dedi

Züleyha KARAMAN

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Gazimağusa Milletvekili Asım Akansoy, parti içindeki tüm sorunları rafa kaldırdıklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimine odaklandıklarını ifade ederek, “CTP’nin bu yapısı ile gidemeyeceğini” söyledi.
HALKIN SESİ’ne açıklama yapan Asım Akansoy, “ Biz Nisan’a kadar parti içi meseleleri rafa kaldırıyoruz. Nisan’dan sonra parti içi meseleleri konuşacağız” dedi.
CTP’de erken genel seçimin ardından parti içi durumları araştırmak üzere oluşturulan komisyon raporunun yayınlamadığı, bu konudaki son durumun ne olduğu sorusuna Akansoy, bu konudaki son durumu bilmediğini belirtti ve şöyle dedi:
“Ancak partinin içindeki sıkıntıların aşılması adına bu raporların sonuçlandırılması çok çok önemlidir. Fakat şunu çok açık ve net bir şekilde söyleyebilirim; var olan tüm rahatsızlıklarımıza ve ifade etmek istemediğimiz düşünce ve görüşlerimize rağmen, biz şuanda tamamen cumhurbaşkanlığı seçimlerine konsantre olduk. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Biz Nisan’a kadar parti içi meseleleri rafa kaldırıyoruz. Nisan’dan sonra parti içi meseleleri konuşacağız” diye konuştu.

“NİSAN’DAN SONRA KONUŞULACAK ÇOK ŞEY VAR”
Nisan’dan sonra, görüşlerini çok daha açık, çok daha etkin bir şekilde ortaya koyacaklarını dile getiren Asım Akansoy, soru üzerine, partideki görüş ayrılıklarının çok çeşitli nedenleri olduğunu ifade ederek, bazılarını şöyle sıraladı:
“Yönetsel sebepler vardır, siyasi sebepler vardır, ideolojik kırılmalar vardır. Ama en temelde parti tüzük ve programının ihlali vardır.”
Parti içi sıkıntıların varlığının açık olduğunu vurgulayan Akansoy, “Nisan’dan sonra konuşulacak çok şey var. Biz, CTP’de değişime olan ihtiyacın altını çiziyoruz. CTP bu şekilde devam edemez dedim ve demeye de devam edeceğim. CTP çok güçlü bir partidir, çok güçlü kadroları vardır, çok deneyimli kadroları vardır. El ele vereceğiz, bugün içinde bulunduğumuz sıkıntıları hep birlikte aşacağız. Önümüzdeki dönem çok daha güçlü bir CTP olacak” diye konuştu.
“İdeolojik kırılmalar dediniz, partide farklı yönlere kayma mı var?” sorusuna karşılık ise Akansoy, “Parti farklı bir yöne kaymıyor aslında. Parti kendi duruşuna rağmen farklı yöne kaydırmaya çalışanlar var” ifadesini kullandı.

“CTP’NİN TOPARLANMASI DEMEK, HÜKÜMETİN DE TOPARLANMASI ANLAMINA GELECEK”
Akansoy, “CTP bu şekilde gidemez diyorsunuz, hükümet bu şekilde ne kadar gider?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“CTP’nin toparlanması demek, hükümetin de toparlanması anlamına gelecek. Hükümetin daha etkili olması gerekiyor, daha güçlü olması gerekiyor. Hükümetin, öngördüğü politikaları kamuoyu ile çok daha iyi paylaşması gerekiyor ve politikalarının arkasında durması gerekiyor. Sonuç alıcı uygulamalar yapması gerekiyor, halkın beklentisi bu yöndendir. Halkı daha da rahatlatacak, refah seviyesini daha da yükseltecek, ekonomiyi daha da büyütecek bir gidişata ihtiyaç vardır. Kısa zamanda da erken seçim öngörmüyorum. Şu anki hükmet partilerine alternatif olacak, güçlü bir duruşa sahip herhangi bir parti olduğunu düşünmüyorum. Hükümet çalışmalarını sürdürecek ama belki yeni programlarla, yeni alternatiflerle daha güçlü çıkışlarla, halkın beklediği ilgiye cevap verecek. Bu dönemde yaşadıklarımızdan da deneyim çıkararak elbette.”

“HAK ARAYIŞINI, BELLİ SİYASİ ÇEVRELERİN İSTİSMARI SÖZ KONUSU OLDU”
CTP Genel Sekteri Kutlay Erk’in, hayvancıların eylemini “ siyasi bir hareket olarak “ nitelemesi ve eylemin arkasında Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun olduğunu iddia etmesiyle ilgili olarak ise Akansoy, hayvancıların gerçekten çok ciddi sıkıntıları olduğunu, bu sıkıntıların aşılması yönündeki görüşlerini ortaya koyarak haklarını talep ettiğini ve uzlaşıya varıldığını ifade etti. Akansoy, “Eylemin arkasında herhangi bir unsur var mıydı bilmiyorum. Bunu söyleyemem, ancak aldığımız duyumlar, belli müdahalelerin yapıldığı yönündedir” dedi.
“Bu müdahaleler nereden yapılmıştı?” sorusuna Akansoy,” Siyaset kurumundan. Yani çeşitli partilerden ve Cumhurbaşkanlığından belli müdahalelerin yapıldığına dair duyumlar aldık. Eminim ki Sayın Genel Sekreter de bu yönde duyum almıştır ki beyanatta bulundu. Ben dahi bu duyumları aldım. Bunu, bizzat eylem yapan kişilerden duyduğumuz için de çok daha rahat ifade edebilirim. Hak arayışını, belli siyasi çevrelerin istismarı söz konusu oldu” ifadesini kullandı.

“EROĞLU, KRİZDEN BESLENİYOR”
Kıbrıs konusunda yaşanılanlara da değinerek, Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı sismik araştırma yapmasını asla doğru bulmadığını dile getiren Akansoy, “Bu işin doğru yöntemi, müzakerelerin de bir şekilde gündemde olduğu bir dönemde, bir komite ile Kıbrıslı Türklerin haklı beklentilerini karşılayacak bir yapının oluşturulmasıdır. Belki bu BM şemsiyesi altında da olabilir. Kıbrıslı Rumların bu tavrını kesinlikle kabul etmiyorum” dedi.
Kıbrıs’ın güneyinde bulunan hidrokarbon yatakları konusunda yaşanan krizde etkin rol oynaması gerekenin Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu olduğunu ifade eden Akansoy, Eroğlu’nun konumu gerektiği, Rum tarafı ve Türkiye ile etkili diyalog kurabileceğini ama bunu yapmadığını kaydetti.
Eroğlu’nun, krizin bu noktaya gelmesini engellemek için bir şey yapmadığı görüşünü savunan Akansoy, “Ne yazık ki, Eroğlu’nun var olan krizden beslenen bir siyaseti olduğunu düşünüyorum. Var olan kriz, Sayın Eroğlu’nun ayrılıkçı siyasetini besliyor, farklı alternatifler üzerinde duruyor, özellikle yeni görüşmecisinin Londra’da yapmış olduğu, ‘çözüm dışındaki alternatiflere de hazır olmalıyız’ açıklamaları aslında bugün var olan bu çatışma ortamından beslenen bir siyasetleri olduğunu açıkça ortaya koymuştur” dedi.

“BARBAROS BARIŞ SİYASETİ DEĞİL”
Türkiye’nin sismik araştırma gemisi Barbaros’u bölgeye göndermesinin “barış siyasetine hizmet etmediğini” iddia eden Asım Akansoy, şöyle konuştu:
“Yukarda bahsettiğim Rumların büyük hatalarına rağmen, bölgenin en büyük gücü olan Türkiye’nin bu yönde Barbaros’u göndermesinin bir barış siyasetine hizmet ettiğini düşünmüyorum. Bu noktada elbette resmi siyaset bir şekilde cereyan etmektedir, Türkiye Dışişleri, KKTC Dışişleri ile görüşüyorlar, bir şeyler yapılıyor, Navtex ilan ediliyor, haklar korunmaya çalışılıyor ama burada işin başka bir özü daha vardır; Doğu Akdeniz’de en büyük sınırı olan ve bölgenin en güçlü ülkesi Türkiye’nin haklı ve meşru çıkarları vardır, bunu teslim etmemiz gerekiyor, ama bu haklı ve meşru çıkarlarını korurken siyaset yöntemini, çatışmadan, kuvvet politikasından değil barış metotlarından alması gerekir. Bu anlamda Türkiye’nin dış politikasının bu bölgedeki asli rolü, sadece Kıbrıslı Türklere güven vermek değildir, aynı zamanda bölgedeki tüm halklara güven veren, büyük bir ülke konumunda olması lazım. Barbaros barış siyasetine hizmet etmiyor.”

“ANASTASİADİS’İN SİYASETİ, İSTİKRARLI VE GÜVEN VEREN BİR SİYASET DEĞİL”
“Bir yandan hidrokarbon araştırmaları yapan Rum tarafını, diğer yandan çözüm çabalarında ne kadar samimi bulduğu” sorusu üzerine ise Akansoy, şöyle devam etti:
“Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis son dönemdeki politikaları ile hiç birimize güven vermemiştir, bunu açık ve net bir şekilde söyleyebilirim. Oldukça zikzak ve çelişkili tavırlar sergilemiştir ve özellikle Türkiye’nin yükselen gücünün farkına vararak masadan uzaklaşmayı bir taktik yöntem olarak tercih etmiştir. Ne yazık ki Türkiye’nin bölgede ihtilaflı olduğu ülkelerle de ilişki kurmuştur. Bu külliyen kabul edilebilir bir tavır değildir. Bu, istikrarlı ve güven veren bir tavır değildir. Anastasiadis’in şu an yürüttüğü siyaseti biz istikrarlı ve güven veren bir siyaset olarak kabul edemeyiz, bu da bir gerçek.”