Ali TEKMAN
21 Mayıs 2017 – 11:02
Geçenlerde CTP Milletvekili Asım Akansoy’u TV programında izledim…
Ondan önce de;
“Müzakerelerin bir yıl süreyle ertelenmesini” gündeme getirmişti.
Bence önemli bir açıklamaydı bu…
Zaten Akansoy da;
Bu görüşünün altını dolduracak hususları da gerek yazılarında, gerekse konuk olduğu medya organlarında çok net ve anlaşılır biçimde dile getiriyor…
Şöyle diyor Akansoy geçtiğimiz günkü yazısında:
“Sondaj gerilimi altında bir Cenevre konferansının ne kazandıracağından emin değilim. Hatta, statükocuların, adayı bölmek isteyenlerin eline bu olumsuz psikolojik ortamda ciddi bir koz veriliyor endişesi içerisindeyim.
Kısmen zaman kazanmak, hem güven artırıcı önlemlerle hem de süreci toplumsallaştırıp güveni yeniden tesis ederek yol almak çok mu zor?
Kıbrıslı Türkler olarak AB ile daha yakın ilişki kurma adına yeni bir strateji geliştirmek de bu süre için kullanılabilinir…
Yani “ara anlaşma”, “Güven artırıcı önlemler”, “AB ile yeniden ilişki kurmak ve tüzükleri canlandırmak”… Ardından son adım neden mümkün değil ?
Eğer yazdıklarımda kimilerine göre bir mantık hatası varsa, çözüm güçlerinin riski azaltarak, güveni artırarak bizi çözüme taşıyacak stratejilerini bilmek isteriz…”
Bana göre ne mantık hatası var, ne de rasyonel olmayan herhangi bir durum…
Akansoy gerçekleri söylüyor…
“Eğer şu anda önümüzde toslayacağımız kesin olan bir duvar bulunuyorsa, inatla ona çarpıp bir kez daha sersemlemek veya hayâl kırıklığına uğramak yerine, biraz zaman alacak olsa bile, yanından veya arkasından dolanıp aşmaya çalışalım o duvarı” gibi rasyonel ve pratik bir yaklaşım…
Gerçekten de;
Sondaj ve kazı çalışmalarının oluşturduğu gerilim bulutlarının gölgesinde ne kadar sağlıklı bir müzakere süreci yürütebiliriz, bunu iyice düşünmek zorundayız…
…
Gelelim Asım Akansoy’un benim de dikkatle izlediğim TV programında (KTV idi hatırladığım kadarıyla) ortaya koyduğu bir başka görüşe…
Akansoy;
Sondaj ve kazı çalışmalarının geriliminin yanısıra;
Güney Kıbrıs’taki seçim atmosferine de değiniyor…
Ve Güney Kıbrıs’taki seçim atmosferi içinde;
REFERANDUM YAPMANIN HİÇ DE SAĞLIKLI OLMAYACAĞINA dikkat çekiyor…
Elhak doğru…
“Şimdilik çözüm yanlısı” bir tutum içinde olan AKEL de, seçimlerde kendi adayını çıkaracağından;
Anastasiadis’in sadece DISI oylarıyla seçim kazanması bir hayli zor…
Bu şartlarda Anastasiadis;
Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe dayalı ve Kıbrıslı Türk halkının da hak ve çıkarlarını kollayan bir çözüm metni için mi daha fazla propaganda yapar;
Yoksa Başkanlığı kazanmak için mi?
Başkanlığı kazanma yolunda propagandaya ağırlık verecekse – ki öyle gözüküyor;
Güney Kıbrıs “milliyetçi” kesimlerinin ve aşırı “Sağ”ının da oylarına ihtiyacı olacak…
Yani Güney’in çözüm karşıtı statükocularını da “üzmemek” durumunda…
Bu durumda da, “iki arada bir derede” kalacak…
Adil, siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon için yapılacak referandum lehine propaganda yapsa;
Seçimi kaybetme riski artacak, diğer Sağ unsurlardan Başkan seçilmesini sağlayacak miktarda oy devşiremeyeceği için…
Tamamen seçime öncelik verse;
Hem konsantrasyon kaybına uğrayacak, hem de referanduma sunulacak bir Birleşik Kıbrıs çözümünün içeriğindeki konsepte ters düşmüş olacak aşırı “Sağ”dan oy beklentisi olduğu için…
Dolayısıyla Asım Akansoy’un dediği gibi;
Güney’deki seçim koşullarında;
SAĞLIKLI BİR REFERANDUM YAPABİLMEK DE MÜMKÜN OLMAZ…
Bu anlamda;
Akansoy’un müzakere sürecini bir yıl erteleme ve bu süre içerisinde gerek “güven yaratıcı girişimleri” artırmak;
Gerekse “ara anlaşma” arayışlarını sürdürerek, çözüm yolunda müzakere metodları da dahil yeni stratejiler geliştirebilmek mümkün…
CTP Milletvekili Asım Akansoy çalışıyor, çıkış yolları üzerinde dinamik fikir egzersizleri yapıyor ki;
Bence son derece olumlu ve kayda değer çalışmalar bunlar…
http://www.yenibakisgazetesi.com/yazarlar/ali-tekman/asim-akansoyun-onerilerine-kulak-vermek-gerekiyor/1762/