Akansoy: Lute, BM Genel Sekreteri Sayın Guterres’in yüksek desteği ile ve doğrudan kendisine bağlı olarak
çalışıyor. Bunun anlamı şudur, içinde bulunduğumuz aralık ayında yapacağı görüşmelerde eğer taraflar arasında
bir yakınlaşma saptarsa yeni bir süreç başlayacak. Bu yönde bir üst irade mevcuttur. Eğer yakınlaşma yoksa
görev kabul etmeyeceğini BM Genel Sekreterine bildirecek
“Kim ne derse desin, ortada yeni bir reel politika var: O da Kıbrıs sorununun çözülmeden, bu bağlamdaki
bölgedeki kriz giderilmeden doğal gaz yataklarının ticari akılla değerlendirilmesi mümkün değildir. Bunun yarattığı
yeni durumda, farklı ittifaklar ve arayışlar söz konusudur”
“Anastasiadis’in 4’e 1 gibi bir paylaşım önerisi anlamlı değil. Ancak bu konu güney’de konuşulmaktadır. Güncel
bir konudur. Anastasiadis’ten önce Hristodulidis’in de bu yönde açıklamaları olmuştur. Bu konunun bu şekilde
pazarlığa açılması bana ahlaki gelmiyor. Şu anda bir numaralı konumuz bu değil”
“Konfederasyon yeni bir tez değil. Merak edip biraz tarih okumuş olanlar Birinci Cumhurbaşkanı rahmetli
Denktaş’ın temel tezi olduğunu bilir. Hayatı boyunca “federasyon diyerek konfederasyon” görüştüğünü de. Biraz
Mümtaz Soysal okusunlar. Bunu yazan da bizzat kendisi”
“İşin özü federasyondur. Federasyon dışında bir formülün zorla Kıbrıslı Rumlara kabul ettirilmesi mümkün mü?
Mümkün olabilir, ancak bir bedeli vardır ve inanın bu bedeli Kıbrıslı Türkler ödeyecek”
CTP Milletvekili Asım Akansoy, müzakere süreci, doğal gaz ve son dönemlerde gündemi bayağı meşgul eden “federasyon
mu, konfederasyon mu?” tartışmalarıyla ilgili Yeni Bakış’a değerlendirmelerde bulundu.
“Eli boş gelmedi, boş dönmeyecek”
CTP Milletvekili Asım akansoy, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lute’nin bir kez daha Ada’da temaslarda
bulunduğunu belirterek, Lute’nin dün Rum Lider Anastasiadis ile görüşerek çalışmalarına başladığını, bugün ise
Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından kabul edileceğini belirtti. Akansoy, “Bu Sayın Lute’un sonuç almak üzere yaptığı bir
ziyaret. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ve yeniden Anastasiadis ile görüşecek diye biliyoruz. Elinin boş geldiğini ve boş
döneceğini düşünmüyorum” dedi.
“Taraflar arasında bir yakınlaşma sağlarsa süreç yeniden başlayacak”
Akansoy sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendisi BM Genel Sekreteri Sayın Guterres’in yüksek desteği ile ve doğrudan kendisine bağlı olarak çalışıyor. Bunun
anlamı şudur, içinde bulunduğumuz aralık ayında yapacağı görüşmelerde eğer taraflar arasında bir yakınlaşma saptarsa
yeni bir süreç başlayacak. Bu yönde bir üst irade mevcuttur. Eğer yakınlaşma yoksa görev kabul etmeyeceğini BM Genel
Sekreterine bildirecek.
Bu çerçevede Sayın Lute’un temel olarak beklentisi;
1. Son üç yılda varılan mutabakatlara bağlılığın her iki lider tarafından teyit edilmesi
2. Çözüm odaklı, yoğun bir sürece başlama konusunda her iki liderin kararlılık göstermesi
3. BM Genel Sekreterinin 30 Haziran 2017’de taraflara sunduğu altı maddelik paket üzerinden stratejik bir anlaşmaya
varılmasının kabul edilmesi
Bu noktada özellike bu sürecin yönetilebilmesi adına, BM’nin yetkilendirilmesi de önemli bir unsur olabilecektir. Ayrı bir
takvim vurgusu yapılmayacak olsa bile bu olgunun Lute’un görev süresi ile bağlantılandırılacağını söyleyebiliriz.
Dolayısıyla, Crans Montana’da kalınan yerden bir denemeye girişilecektir.
Sürecin başarı ile tamamlanabilmesi için ise, sadece iki liderin değil, aynı zamanda garantör ülkelerin de onay vermesi
şart ki, Lute adaya gelmeden önce her üç ülkenin ilgili Bakanı ile görüştü.”
Kafa karışıklıkları ve doğal gaz
Açıklamalarında kamuoyunda kafa karıştırıcı çok farklı açıklamaların varlığına da dikkat çeken Asım Akansoy, bu tür
gerçeklerden uzak ve dayanıksız açıklamalara tarih boyunca rastlandığını anımsattı.
Akansoy açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Kim ne derse desin, ortada yeni bir reel politika var: O da Kıbrıs sorununun çözülmeden, bu bağlamdaki bölgedeki kriz
giderilmeden doğal gaz yataklarının ticari akılla değerlendirilmesi mümkün değildir. Bunun yarattığı yeni durumda, farklı
ittifaklar ve arayışlar söz konusudur. Kıbrıslı Rumlar, İsrail, Yunanistan ve Mısır ile yakın ilişki içerisinde. Yeni bir bölge
gücü oluşturmaya çalışıyor. Exxon Mobil’in 10. parseldeki çalışmaları bağlamında ABD’nin de bu ittifaka dahil olması için
çalışıyorlar. Dolayısıyla çözümsüzlük şartlarında, kanımca geçerliliği çok gerçekçi olmayan yeni bir ekonomik ve bu
bağlamda siyasi bölge gücü oluşturma girişidir yapılan. Bu yöndeki görüşme ve anlaşmalar henüz sonuç alıcı değil. Gazın
Girit üzerinden Yunanistan ve İtalya’ya uzanacağı East med boru hattı projesinin gerçekleşme ihtimali neredeyse yok.
Avrupa Birliği tamamen bir siyasi şov yapıyor. Ekonomik olmayan bir iş.
Tek ekonomik yol, Kıbrıs üzerinden Türkiye, Yunanistan ve Avrupa’dır. Bu yönde projeler hazırdır. Ancak Türkiye İsrail
ilişkilerinin gerginliği bu projeyi askıya almış görünüyor. Dolayısıyla bir açmaz, bir kriz mevcuttur.
Aldığımız bilgiler, Exxon mobil’in 10. parselde ileri bir hamle yapmasının koşulu olarak siyasi istikrar arayışını
zorlayacağıdır. Çünkü doğal gazı bulmak ve çıkarmak kadar, bunun pazarını yaratmak ve gerekli taşınma hatlarını
oluşturmak da bir o kadar önemlidir; ekonomik anlamda.”
“Gazın adada nasıl paylaşılacağına yönelik bir görüşme olmadı”
Asım Akansoy, gaz gelirinin adada nasıl paylaşılacağı ile ilgili bir görüşme olmadığına işaret ederek, “Dolayısıyla Sayın
Anastasiadis’in
4’e 1 gibi bir paylaşım önerisi anlamlı değil. Ancak bu konu güney’de konuşulmaktadır. Güncel bir konudur.
Anastasiadis’ten önce Hristodulidis’in de bu yönde açıklamaları olmuştur. Bu konunun bu şekilde pazarlığa açılması bana
ahlaki gelmiyor. Şu anda bir numaralı konumuz bu değil” dedi.
Akansoy, “Sen önce Lute’un inisiyatifini kabul et ve masaya otur. Ardından günü gelince hersey konuşulur. Biz ilk günden,
adil bir çözümden bahsediyoruz. Kıbrıs sorunu bir şirket birleşmesi değil ki olayı maddi konularda boğalım. Bu yaklaşım
bizdeki bazı siyasilerde de var. Sanki şirketler birleşiyor ya da bölünüyormuşçasına tavır alınıyor. Halkı yanıltıyorlar.
Mesele adada ortak ve haysiyetli bir yaşamdır ve bunun temeli de adil bir düzenle sağlanabilir.
Almanya birleşeli otuz yıl oldu. Eski doğu Almanya bölgesi, batı’ya göre hala ekonomik ve sosyal olarak az gelişmiş,
Avrupa Birliği üyesi ve büyük ekonomik güç olmalarına rağmen. Anastasiadis bizi Almanya’nın doğusu olarak görüyorsa
yanılır. Adil olunacaksa, tarihsel sorumluluklardan kaynaklanan hatalar da göz önüne alınarak, denk bir düzen inşa
edilmeli. Barışa ancak “eşdenklik” ile ulaşabiliriz” şeklinde konuştu.
Konfederasyon Denktaş’ın tezi, yeni bir şey değil”
CTP Milletvekili Akansoy, son günlerin tartışmalı konularından biri olan konfedarasyon tezinin yeni olmadığını belirterek,
bunun 1. Cumhurbaşkanı Denktaş’ın temel tezi olduğunu belirtti.
Akansoy açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Konfederasyon yeni bir tez değil. Merak edip biraz tarih okumuş olanlar Birinci Cumhurbaşkanı rahmetli Denktaş’ın temel
tezi olduğunu bilir. Hayatı boyunca “federasyon diyerek konfederasyon” görüştüğünü de. Biraz Mümtaz Soysal okusunlar.
Bunu yazan da bizzat kendisi. 1994’te “Kıbrıs Meselesinde Vizyon” kitapçığı ile iki ayrı devleti nasıl dayattığını, 1997’de
Türkiye’ye istifa tehditleri ile konfederasyonu nasıl kabul ettirdiğini, 1998’de TC ve KKTC makamlarına gönderdiği faks ile
yeni bir terminolojiyi nasıl dayattığını… ancak tüm bu girişimlerin AB Helsinki zirvesine kadar sürdüğünü, Türkiye’nin AB
süreci ile yıkıldığını…
Şimdi kimse kalkıp da elli yıldır federasyon görüşüyoruz demesin. Her iki toplumun tarihsel tercihlerine bakıldığında
federasyon görüşmelerinin aslında 2000’li yıllar itibarıyla başladığını görürüz. Dolayısıyla elli yıldır federasyon gibi bir
propagandaya yenilecek değiliz. Rahmetli Denktaş için federasyon görüşüyordu demek, kendisine saygıda kusur etmek
demektir.
Bugün oluşmuş BM parametreleri, federasyonu öngörüyor. Bırakınız dünyayı, her iki toplum farklı düşünmedikçe bundan
çıkmak mümkün değil. Anastasiadis’in Sayın Çavuşoğlu’na ne dediğini bilmiyoruz. Ancak biraz Kıbrıs Rum toplumunu
tanıyanlar, konfederasyon istemesinin asla mümkün olamayacağını bilir. Bilmesi gerekir. Anastasiadis’in merkezi zayıf
federasyon, gevşek federasyon, ademi merkeziyetçi federasyon açıklamaları tamamen birer halkla ilişkiler oyunudur.
Hatta özel görüşmelerinde konfederasyon demişse, bunun da bir siyasi oyun olduğunu not edelim. Ve işin özüne dönelim.
“İşin özü federasyondur”
Federasyon dışında bir formülün zorla Kıbrıslı Rumlara kabul ettirilmesi mümkün mü? Mümkün olabilir, ancak bir bedeli
vardır ve inanın bu bedeli Kıbrıslı Türkler ödeyecek.
Dünyada, güç ve zorla bölünmüş ülkeler oldu. Yakın tarihte de oldu. Ancak ardından yaşananlar istikrar değil, büyük
felaket getirdi. En son Sudan örneği var ona bir bakmak lazım. Gelinen noktada federasyon ve BM parametreleri, Kıbrıslı
Türklerin haklarını ve siyasi eşitliğini açık bir şekilde vurgulayan insan odaklı yegane modeldir. Bundan asla şaşmamak
gerekir. Bu duruş bizim haklılığımızı er ya da geç açığa çıkaracaktır.”
Akansoy, adada belirsizlik kalksın da nasıl olursa olsun görüşü ile stratejik bir hamle yapılamayacağını aksi taktirde
savrulunacağını belirterek, “Duruşunuzun, tercihlerinizin ve ne istediğinizin net olması lazım. Biz küçük bir toplumuz, güç
oyunları içerisinde olası arayışlarla hak ve çıkarlarımızı geliştirecek hamleler yapamayız. Türkiye üzerinden buna girişmek
ise hem Türkiye’nin hem de bizim başımızı derde sokmak demektir ki buna hakkımız yok” diye konuştu.
Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’nin hak ve çıkarları federasyondan geçiyor”
Akansoy sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz gerek Kıbrıslı Türklerin gerekse Türkiye’nin hak ve çıkarlarının Federasyon’dan geçtiğini düşünüyoruz. AB içerisinde
bir Kıbrıs Türk devletinin rolü, Türkiye Avrupa ilişkilerinden tahminden öte yüksek olur. Bunu anlamak gerekir. Bir ikinci
konu, Türkiye’nin enerji merkezi olabilmesi, Doğu Akdenizde doğal gaz transfer merkezi olması önemlidir. Bu yönde görüş
bildiriyoruz, destekliyoruz. Yaptığımız görüşmede Sayın Anastasiadis’e de bunu ifade ettik. AKEL Genel Sekreteri Sayın
Andros Kiprianu’ya da, yabancı diplomatlara da Dimitris Hristofiyas’a da.”
Anastasiadis ne diyor?
Asım Akansoy sözlerini şöyle tamamladı:
“Sayın Kiprianu açıkça Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden geçmesi, dağıtılması gerektiğini savunuyor. Anastasiadis
de bize bu konuda karar çözümden sonra ticari akıl ile verilmelidir, ticari akıl da kuzey’den geçmesidir dedi. Bu kadar açık.
Gelinen aşamada, federasyon ve BM parametrelerine tamamen bağlı kalarak yol almamız ve ortak kazanımı göz etmemiz
gerekir. Bunun ötesi savrulmadır. Unutmayalım.