“ELAM’ı Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olarak reddetmemiz gerekiyor”

“ENOSİS konusunda Kıbrıslı Türklerin gösterdiği hassasiyetin ve tepkinin önemli olduğunu düşünüyorum”
“Barış dediğimiz şey 2 ayda gelebilecek bir konu değildir”
“Uluslararası bağlamda verilmemiş haklarımızı istiyorum”
“Enosis kararı geri alınmış olursa çözümün yolu açılır mı?”
“Kıbrıs Rum eğitim sisteminin üzerindeki kilise etkisini nasıl kıracağız?”
“Eğer birbirimize karşı güven tesisi sağlayamazsak o imzanın da bir anlamı olmaz”
“Çok hassas ve tarihsel bir noktada olduğumuzu düşünüyorum”
“Bizim istediğimiz toplumlararası herhangi bir sıkıntı veya sorun olmadan bu ilişki sürsün. Aynı hatalara düşülmesin”
“TC kökenli KKTC vatandaşlarının Güneye geçişine izin verilmemesi en büyük güven zedelenmesidir, yanlıştır. ”

Özge KİZİR
Kartal Harman’ın sunup yönettiği ‘Ayaküstü 1 Saat’ programının konuğu Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Asım Akansoy oldu.
Görüşmelerde yaşanan ENOSİS kararı konusunda değerlendirmede bulunan Akansoy, “ENOSİS kararı sonrası Kıbrıs’ın Kuzey’indeki tüm güçler sağcısından solcusuna kadar herkes büyük bir görüş birliği ile bu karara katılmadıklarını ve kesin bir dille reddettiklerini açıkladılar. Tepki yerindeydi. İlk defa böylesine büyük bir toplumsal bütünlük sağlandı ve toplumun her bir bireyi böyle bir şeyi asla kabul edemeyiz dedi. Bu önemli bir bütünleşmedir. Bunun bir defa altını çizelim” şeklinde konuştu.

“ELAM’ı toptan reddediyorum"
Kıbrıslı Türklerin ENOSİS olgusundan dolatı büyük acılar çektiğini kaydeden Akansoy, sözlerine şöyle devam etti: “Kıbrıslı Türkler bir toplum olarak ENOSİS meselesinden acı çekti. Dünden bugüne 50-60 yıllık süreçte çok büyük zorluklar yaşadı. O kelimeyi aslında değil bir karara dönüştürmek bir kere daha duymamacasına hafımızdan silmek isterken birden ne oldu? Bu konu ELAM denen 3-5 kişinin gündeme getirmesi ve DİSİ’nin büyük hatasıyla patlak verdi. ELAM’ı toptan reddediyorum. Yok sayıyorum. Çünkü ELAM budur. Kesinlikle yasaklanması gereken bir siyasi harekettir.

“Benim değerlendirmeme göre en büyük hayal kırıklığı DİSİ’nin bu oyuna gelmiş olmasıdır”
ELAM’ı Kıbrıslı Türkler ve Rumlar olarak reddetmemiz gerekiyor. Ada bütünü içerisinde bunu yapmamız gerekiyor. Benim değerlendirmeme göre en büyük hayal kırıklığı DİSİ’nin bu oyuna gelmiş olmasıdır. Bu gerçekten şuna benzer, İngiltere Brexit ile AB’den çıkış kararı aldı ama nasıl başladı? Küçük bir parti UKİP, bu konuyu sürekli gündem yaptı, umutsuzlara ya da karamsarlara gitti ve süreç kartopu gibi yuvarlanarak İngiltere’yi korkunç bir durumla karşı karşıya getirdi, sürükledi ve AB’den çıkardı. Gerçi Elam gibi bir örgütün Kıbrıslı Rumları peşinden sürükleyebileceğini düşünmüyorum. ENOSİS konusunda Kıbrıslı Türklerin gösterdiği hassasiyetin bu bağlamda çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

Bugün iyi bir eğitim ve sağlık sistemi için Anastasiadis’e mi bakıyoruz?
Modern ve çağdaş bir yaşam için her konuda adım atılması gerektiğini ifade eden Akansoy, “Cesaretle ve özgüvenle Avrupa Konseyi’ni davet edelim, gelin diyelim. Modern ve çağdaş bir yaşam için her konuda adım atalım. Eğer bu iyi bir noktada olduğumuz, daha da çağdaş normlarda bir eğitim sistemi için hazır olduğumuz zaten görülecektir. Demokratik kültürümüz de böyledir. Kurumlarda eksikliğimiz var ama onlarda ayrı bir konudur. Dolayısıyla barış dediğimiz şey 2 ayda gelebilecek bir konu değildir. Fakat bu küçük adada Kıbrıslı Türkler olarak haklarımızı bir şekilde düzenleyeceğimiz bir çözüm sürecinde almamız elzemdir. Bu demek değildir ki kendi ödevimizi yapmayacağız. Yapalım, yapılsın. Bu konuda kimse kimseyi engellemiyor. Onlar ayrı bir şeydir. Örneğin bugün iyi bir sağlık sistemi için Rum Lider Nikos Anastasiadis’e mi bakıyoruz? Neyi bekliyoruz? Var mı elimizi tutan? Biz federasyon yolu ile uluslararası bağlamda verilmemiş haklarımızı istiyoruz ve bunu ortaklık devleti ile alacağız.” ifadesini kullandı.
“Aynı hatalara düşülmesin”
Kıbrıs’ın çok hassas ve tarihsel bir noktada olduğunu belirten Akansoy, “ENOSİS konusunda yarın beklentilerimizi karşılayan bir hamle görürsek ve müzakere masasındaki beklentilerin karşılanması yönünde bir şey görmeyiz, o zaman yine süreçte sıkıntılı bir durum ortaya çıkar. Çok hassas ve tarihsel bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Elbette buradam kırmadan dökmeden federal çözüme gitmeliyiz. Ancak gitsek de gitmesek de bu toplum yan yana yaşayacak. Bizim istediğimiz toplumlar arası herhangi bir sıkıntı veya kavga olmadan bu ilişki sürsün. Hatalara düşülmesin” dedi.
“Bize bir hamlenin yapılacağına dair bilgiler geliyor”
Akansoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “İki konu açıklandı. Bir tanesi Anastasiadis’in yüksek sesle dünya kamuoyuna ENOSİS konusundaki karşı duruşunu açıklamasıdır. Şu anda Anastasiadis bunu yapıyor. Bugünde yaptı daha önce de yaptı. İkincisi ise mecliste bir düzenleme ile kararın geri alınması meselesi vardır. Nasıl ki bu kararı aldırdılar, bir şekilde bu kararın değişmesini sağlamaları gerekiyor. Bize bu yönde bir hamlenin yapılacağına dair bilgiler geliyor. Fakat içerik olarak çok fazla bilgi sahibi değilim.
“Bu karar geri alınmış olursa nasıl hareket edeceğiz ya da eğitimin üzerindeki kilisenin etkisini nasıl kıracağız?”
Bu karar geri alınmış olursa nasıl hareket edeceğiz ya da eğitimin üzerindeki kilisenin etkisini nasıl kıracağız? Bu noktada eğitim komitesi var, daha çok etkin olmalı. Sadece durumu saptayan değil, varolan sorunları giderici bir işlevi olmalı. Genelde bu tür komiteler daha fazla var olan durumun fotoğraflarını çekiyor. Peki, durum budur ama bunun için ne yapılacak. Verili durumun anlaşma imzalandıktan sonra değil bugünden başlayarak değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer birbirimize karşı güven tesisi sağlayamazsak o imzanın da bir anlamı olmaz.”

Barış kültürünün yaratılması için, diyalog ortamlarının projelendirilmesi, toplumlar arası yakınlaşmanın sağlanması gerekir. Bu bağlamda görüşlerimi her düzeyde savunmaya devam edeceğim. Bugün Güneye geçemeyen TC kökenli vatandaşlarımızın durumu ciddi bir konudur. Bu insanlarımız yarın bir referandumda adanın kaderi için irade beyan edecekler ama bugün güneye geçemiyorlar. Bu nasıl bir akıldır. Burada biz nasıl bir güven yaratacağız. Ya da güneyde Kilisenin sosyal ve siyasal alandaki etkisi, sembolleri vd. bu da önemli ve üzerinde durulması gereken bir konudur. Elbette, Kıbrıslı Rumların de ciddi hassasiyetleri vardır, olabilir. Bunların da dikkate alınması, gözetilmesi önemsenmesi gerekir. Karşılıklı olarak taraflar birbirini ezerek, psikoloijk baskı yaratarak yol alıcağını düşünürse, hiçbir yere varılmaz. Eğer barış ise söz konusu olan, bunun kültürünü yaratmamız lazım. Farklılıkların gözetildiği, toplumsal varlık ve kimliklerin dikkate alındığı bir birliktelik. Farklılık içinde birlik. Bunun için özgüvenimizin yüksek olması, diyalogtan kaçınılmaması gerekir.

TC Dışişleri Bakanı Sn.Çavuşoğlu’nun basın toplantısındaki üslubunu diplomatik teammüllerin dışında buldum. Hiç gerek yoktu. Hiç de anlamı yok. Zaten gerekli her türlü tavrı Cumhurbaşkanı Sn. Akıncı ifade edip, gösteriyor. Türkiye ile Kıbrıslı Rumların yakınlık kurması, güven yaratılması gerekirken bu dil işlerin zorlaşmasını sağladı.

Gelinen noktada, her iki Liderin bir an önce yapılan hataları düzeltmesi ve masaya dönmesi gerekiyor. Hatta birbirlerine yardımcı olmaları da gerekiyor. Cumhurbaşkanı’nın tepkilerini anlayışla karşılıyor ve destekliyorum ancak karşı tarafa hatalarını düzeltme şansını sağlayacak imkanı tanıması, bundan sonra buna uygun bir üslubu tercih etmesini temenni ederim.