CTP Kurultayı için geri sayım başladı. 8 Aralık Pazar günü gerçekleştirilecek kurultayda genel başkan Özkan Yorgancıoğlu ile yarışacak olan genel sekreter Asım Akansoy, HALKIN SESİ'ne önemli açıklamalarda bulundu.
Akansoy, "CTP yeniden yapılandırılacak, daha çok siyaset üretimine odaklanacak. Her bi CTP'li, partisinde kendisinin daha çok dikkate alındığını görecek. Kararlar ortak alınacak. Ben bunu başaracağım. Yeni bir sistem yeni bir yönetim anlayışı ile çalışacağız" dedi.
CTP-BG Genel Sekreteri ve başkan adayı Asım Akansoy'un gazetemize verdiği röportaj şöyle:
İlçe aday tanıtımlarında kulislerde sizin için ‘sosyalistlerin başkanı’ diyorlar. Partide bir eksen kayması mı yaşanıyor? Birleşik Güçler konusunda ne düşünüyorsunuz? ‘CTP’de ideolojik sorun var” eleştirilerine yanıtınız ne?
Partimiz zaten özgürlükçü sosyalist bir partidir, dolayısıyla bu yakıştırmayı tüm partinin Başkanı olarak değerlendirmekte yarar var. Biz sosyalist kitle partisiyiz. Partimizin halka daha etkili hizmet etmesi için, çeşitli ittifak politikaları ile geniş bir hedef kitlesine sesleniyoruz. Küçük olsun bizim olun değil, büyük olsun hepimizin olsun yaklaşımını tercih ettik. Bu nedenle partimizi geniş halk kitlelerine yöneltecek bir model geliştirdik. Bu da Birleşik Güçler modelidir.
Bu model bir ittifak politikasının ürünüdür ve bizim dar parti politikaları yerine geniş, yığınsal kitleye ulaşma amacı taşımaktadır. Birleşik Güçler konsepti, Sn Talat’ın Parti Başkanı ve Sn Ferdi Sabit Soyer’in Genel Sekreter olduğu 2003 yılında, benim yönettiğim kampanya ekibinin bir ürünüdür. Yani bu modelde imza sahibi olan birkaç kişiden biriyim. Bu model ile ilgili bugüne dek çok başarılı çalışmalar yapıldı. Ciddi anlamda toplumsal bir karşılık buldu ki bugün, sağ partiler bile bu konsepti tercih ediyorlar.
Açık olarak söylemekte yarar vardır. Sosyalistler olarak dar alana kapatılmış bir pratiği tercih edemeyiz. Günümüz koşullarına uygun, çağdaş sol bir parti modeli anlayışından hareketle hareket etmek anlamlıdır. İdeolojik yeniden yapılanma ihtiyacı vardır, daha çok netlik her zaman etkin politikalar için önemlidir. Yoksa mücadele pratiğiniz, belirsizlikten, ortak aklı dışlamaktan olumsuz etkilenir. CTP daha etkin olacak..Yeni dönemde CTP yeniden yapılandırılacak, daha çok siyaset üretimine odaklanacak ve üye merkezli olacak. Her bir CTP’li partisinde kendisinin daha çok dikkate alındığını görecek, hissedecek.
Bugün parti tabanımız, üyelerimiz kendilerini yabancılaşmış hissettikleri bir ortamla karşı karşıyadır. Bazı bölgelerdeki iç gerginlikler, partimizin daha da başarılı olmasını engellemektedir. 28 Temmuz seçimleri örneğin. Tüm rakiplerimizin yerlerde süründüğü bir konjonktürde biz, iç sorunlara gerekli müdahaleyi zamanında yapamadığımız için, 21 milletvekili çıkardık. Bunu ben başarı olarak kabul edemem. CTP tarihi bir moment kaybetti.
Biz dikkat ederseniz seçim sürecinde tek başına iktidar hedefi ile siyasi söylem geliştirdik. Peki ne oldu? Sorunların üzerine gidilebildi mi? Bu cesaret sergilenebildi mi? Çözüm merkezli bir yöneticilik mi yapıldı yoksa sorunun parçası haline mi gelindi? Bu soruları sormak ve yanıtlamak her bir CTP’linin sorumluluğudur. İşte tüm bunlar yeni bir parti yapılanması ve yeni bir yönetime olan ihtiyacı işaret etmektedir. Başarılı bir CTP yaratamadan, başarılı hükümet icraatı mümkün değildir. Halka hizmette verim elde etmek için, önce örgütsel bütünlük, iç barış ve uzlaşıyı sağlamamız gerekir. Biz bunu sağlayacağız. Benim adaylık nedenim budur.
DP ile kurulan koalisyonun CTP için yarattığı güçlükler neler? Nasıl değerlendiriyorsunuz hükümeti?
Öncelikle şunun altını çizmek isterim, biz partide Başkanlık sistemi ile yönetilmiyoruz. Başkan veya Genel Sekreter merkezli bir seçim kampanyası yapmadık yapmayız. Bu Başkanın ya da Genel Sekreterin önemsiz olduğu anlamına gelmemeli. Tam tersi çok önemlidir ancak kurumsal kimlik, siyasi iddia ve program her bir bireyden daha önemlidir. CTP bir program ortaya koydu, her bir CTP’li bu seçim programının arkasındadır. Bu programı uygulayacak olan yöneticiler, görevlilerin kim olacağı başta CTP’nin konusudur, sorumluluğundadır. Önemli olan icraatta kesinti olmamasıdır, önemli olan huzurlu ne istediğini bilen, güçlü bir icraat anlayışıdır.
Önemli olan sorunlara çözüm üretme becerisidir, önemli olan halka hizmettir. Bu bağlamda, hükümette görevlendirilen arkadaşlarımız olsun, halkımız olsun, hiçkimse endişe etmesin. Atamalar bir şekilde yapılmıştır, yapılmaktadır. Bu noktada atanan arkadaşlarımızın tüm konsantrasyonunu halka süratli ve verimli, kaliteli hizmete yöneltmesi çok önemlidir. Buna devam etsinler. Rahat olsunlar, çalışsınlar. Yol haritamız, seçim programımızdır, hükümet protokoludur ve önemli olan bunun hayata geçmesidir.
Ancak süreçte Demokrat partiden yapılan açıklamalarla hükümetin hızını kestiğini de düşünmüyor değilim. Örneğin, yasal olmayan atamalar konusunda CTP Seçim Bildirgesi ve hükümet programı gayet açık ve netken, hala yol alınamaması ve yasa dışılığın devam etmesini biz CTP’lilerin içine sindirmesi mümkün değildir. Bu bağlamda UBP onursal başkanı olan Cumhurbaşkanı Eroğlu ile UBP Lefkoşa İlçe Başkanının yan yana gelerek popülist söylem içinde olmaları ve hukuk dışılığını savunmaları kabul edebilir değildir.
Konu vicdan meselesi ise bu ülkede 2009 yılında işten durdurulan nice insanımızın insanlık dışı muamelelerle karşı karşıya kaldıkları unutulmamalıdır. Ama ne yazık ki mevcut koalisyon hükümetimiz bu duruma müdahale edememektedir. Bunu her CTP’linin kurultay öncesinde kendisine sorması gerekir.
KOP ile KTFF arasındaki işbirliği ve açılımlar Kıbrıs sorununda ezber bozucu yeni bir paradigmaya işaret etmektedir. Çözüme doğru içinde bulunduğumuz koşullar çerçevesinde Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği korunarak ancak aynı zamanda da 1960 cumhuriyetinden kaynaklanan yasal haklar gözetilerek adım atılmaktadır. Bu oldukça önemli bir konudur ve bu anlamda KTFF’nin yetkililerinin gerek FIFA gerek UEFA ile sürdürdükleri çalışmaların oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.
Spor bugün siyasetin statükocu dilini ve düşünce kalıplarını kırmaktadır. Uluslar arası ilişkileri ve Kıbrıslı Türklerin haklı ambargo karşıtı mücadelesini yeni bir çerçeveye oturtmaktadır. Bu çerçevede Sayın Eroğlu ve Denktaş’ın siyasi söylemleri çökmüştür.
Dahası KTFF konusunda hükümet ortağımızın, köşkün de açık desteğini alarak kulüpler üstünde baskı kurması, bizler adına kabul edilebilir değildir. Sonuçta alınan karar karşısında DP Genel Başkanının yerinde ben olsam, Spor’dan sorumlu bakan olarak görevimi yeniden sorgulardım. Bu vesile ile tekrar altını çizmek isterim ki, bugün artık ülkemizin dürüst, ilkeli, halkına duyarlı, onurlu partilere ve bu partilerden yetişmiş aynı niteliklere sahip siyasetçilere ihtiyacı var.
Aksi taktirde dünya ile entegrasyonumuzu onurumuzla sağlamak yerine, emir alan, verilen reçeteleri gözü kapalı uygulayan bir ülke olmak gibi istenmeyen bir duruma giderek daha da fazla düşeceğiz.
Akansoy’un başkan olduğu CTP ne yapardı? Koalisyon ortağı olarak DP mi UBP mi olurdu? Neden?
Elbette organ kararları önemlidir. Ancak burda daha çok eleyip sık dokumak, daha düzgün bir hükümet düzenlemesi yaratmak gerekirdi. Koalisyon ortağı konusunda daha objektif değerlendirmeler yapılır, ancak kararı günümüz koşullarında da demokratik tartışma ve değerlendirmeler sonucunda yine parti organlarımızın vermesi gerektiğine inanıyorum.
Peki, son kurultaydan beri depremlerin yaşandığı CTP’nin toparlanması için formülünüz ne?
CTP yeniden yapılandırılacaktır. Tüm kadroların kendilerini daha aktif daha verimli göreceği bir yapılanmaya geçilecektir. CTP, çok ciddi bir kadroya sahip olan tek partidir. Bu kadroların tümünü kucaklamak lazım. Kararların ortak alındığını, herkese değer verildiğini, herkesinin katılımına ihtiyaç olduğunu yaşayan her bir üye, enerjisini içe değil dışa hedefe yönelten her bir üyenin yaratacağı sinerji toplamı büyük olur. Ben bunu başaracağım. Yeni bir sistem yeni bir yönetim anlayışı ile çalışacağız.
Disiplin müssesesi elbette yaratılacak uzlaşma ve etik kurulları üzerinden çalışacak. Amaç var olan sorunlara çözüm üretecek rehabilitasyonu yaratmaktır. Yoksa dışlama, ötekileştirme ve cezalandırma anlayışları artık çözüm üretmiyor. Ancak varsa; parti aleyhine, parti bütünlüğüne ve amacına yönelik bireysel veya grupsal çalışmalar hassasiyetle ele alınacaktır.
Bunları yapmak kolay olacak mı? Mücadele arkadaşlarınız kim?
Bunları el birliği ile yapacağız, çünkü partinin bugün içinde bulunduğu durumdan hiç kimse memnun değil. Sorun sorundur, kolayı zoru olmaz; her bir sorunun üzerine kararlılıkla, cesaretle, çözüm merkezli ve tüm partililerimizi kucaklayarak gitmektir, yapılacak olan. Bu bağlamda benim ayrı bir grubum, ayrı mücadele arkadaşlarım asla olamaz, olmayacaktır. Hep birlikte organlar üzerinden çalışacağız. Mücadele arkadaşlarım tüm partililerimiz olacaktır.
Partideki görünmeyen iki başlılık nasıl son bulacak? Bu kutuplaşmanın başladığı ilk güne gidersek bize ne anlatırsınız? Kırılma noktası ne oldu?
İsterseniz buna çok başlılık diyelim. Bu durumun aşılması, her bir bireyin sahip olduğu bilgi ve deneyim birikiminin dikkate alınması, önemsenmesi ve demokratik kurallar çerçevesinde gözetilerek ifade edilmesine zemin yaratılması ile çözüleceğini düşünmek mümkün.
Parti tüzüğünüzde ‘CTP özgürlükçü sosyalist bir partidir’ yazıyor. Sosyalist bir partinin hükümete gelir gelmez tüpe, benzine, elektriğe zam yapmasını nasıl izah edersiniz? Üstelik seçim dönemi Özkan Yorgancıoğlu her ziyarette halkın yüzde 70’nin fakirleştiğini söylüyordu…
Bir süre önce elektrik konusunda benim bir açıklamam olmuştu. Bu konuyu biraz açmama izin verin; öncelikle biz elektrik kurumun herkesin bildiği gibi özerkleştirmesini savunuyoruz. Özelleştirmeye karşıyız neden, çünkü elektrik konusu başka bir şeye benzemez. Elektrik sektörü her zaman doğal tekeldir ve bu tür stratejik sektörlerin özelleştirilmeye gidilmesi halkın, istikrarlı, kaliteli ve uygun fiyatla hizmet almasını kesinlikle tehlikeye sokar. Özellikle stratejik sektörlerin özel şirketlere devri, sizi alternatifsiz kılar ve özel sektörün iki dudağının arasına hapseder. Şu anki duruma bakmayın. Şu anda evet sıkıntılar var ancak aşılabilir.
Benim açıklamam elektrik konusunda yapılan zam açıklamasının, zam sunumunun ve anlayışının yanlış olduğuna dairdi. Biz partimizde de uzmanlarla pek çok çalışma yaptık ve çeşitli modeller geliştirdik. Hepimizin mutabık kaldığı konuların başında bu tür bir fiyatlandırmanın, halkın kendi malı olan bir sektöre dair bir katkı payı olarak nitelendirilmesi ancak, yapılacak artış karşılığında halkın gelecekte nasıl bir hizmet alacağını takvimlendirme ile birlikte ortaya koymak ve sorunlardan ne zaman kurtulacağımızı çok net görüşlerle açıklamak zorunluluğu gelmekteydi.
Bu bağlamda, özerkleştirme yasasını hemen meclise taşıyarak, bu yasa ile birlikte hem çalışma huzurunun sağlanması hem de aynı zamanda çalışanın da maaşlarından belli bir katkı alınması gibi… bütünlüklü, çözüm merkezli bir çıkışa ihtiyaç vardı. Başka bir yol izlenince ben de bu konuda sorulan soruya, bu kadar çalışmalardan, görüşlerden sonra dikkate alınmamanın verdiği üzüntüyle, duyduğum memnuniyetsizliği ifade ettim.
Çok kısa süre önce mücadele ortağınız sendikalarla İrsen Küçük hükümetine karşı sokaktaydınız. 50 örgütün zam protestosu yaptığı gün başbakanın talimatıyla eylemcilerin Meclis’in önüne gitmeleri dahi engellendi. İnsanlar “CTP’ye bunun için mi oy verdik” diyor. Ne söylemek istersiniz?
Eylemler elbette demokratik hayatın olmazsa olmazıdır. İnsanların ihtiyaç hissetmeleri durumunda hükümeti uyarma hakları vardır. Ancak bu dönemin diğer dönemlerden farklı olarak eylem yapan insanlarla çok iyi iletişim kurmak hükümetin görevi olmalıydı. Hükümet varsa farklı görüşleri samimi ve açık şekilde sivil toplumla paylaşmak ve sosyal huzursuzluğa yol açmadan olası muhalefet tepkilerin giderebilmelidir.
Bu çerçevede bugüne kadar başbakanlık ve meclis önünde yapılmış olan eylemlere polis tarafından yapılan uygulamanın kesinlikle değişmesi, sorunlarını dile getiren insanların dikkate alınacağı daha sivil önlemler alınması gerekir. Yapılması gereken, eylemcilerin önüne polis dizmek veya onları yok saymak yerine içeriye davet edip bu arkadaşlarla bir kahve içip sohbet etmek olmalıydı.
Kişisel web sayfanızda bir video yayınladınız. Neden aday olduğunuzu anlattınız. Konuşmanızda Sibel Siber’i övdünüz. Günlerdir yazılıyor, “Asım Akansoy seçilirse başbakan Sibel Siber olacak” diye. Hükümet formülünüz nedir?
Başkanın, partinin yetkili organlarından ve kollektif çalışma geleneğinden daha üstün bir yetkisi bizde yoktur. Olmayacaktır. Çünkü bizim siyaset felsefemiz, dünya görüşümüz bunu gerektirir. Dolayısıyla bu konudaki gelişmeleri günü geldiğinde hep birlikte konuşacağız. Bu konuyu partim adına hiç kimseyle konuşmadım ve konuşmam da. Bu konudan dolayı kimse huzursuz olmasın hep birlikte el birliğiyle bu konunun üstesinden geliriz.
Yorgancıoğlu’nun bakan atamalarını gazetelerden öğrendiğinizi söylediniz. Özkan Bey ise bunun doğru olmadığını, tüm kararların MYK’da mutabık kalınarak verildiğini söyledi. Kim doğru söylüyor?
Bu konuyla ilgili görüşlerimi İskele ilçesinde yapılan tanıtım toplantısında delege arkadaşlarımıza aktardım. Bu konunun daha da tartışılması partimize zarar verir. Bu nedenle ben bu konuda güçlü kanıt ve belgelere sahip olduğum halde daha ileri bir hamle yapacak değilim.
Son olarak delegeye ne söylemek istersiniz?
Delegelerimizin sağduyusuna güveniyorum. En doğru kararı vereceklerine olan inancım tamdır. Bütün çabamız CTP’yi çok daha iyi noktalara taşıyarak halka olan hizmetini daha kararlı daha etkili ve daha çözüm alıcı kılmaktır. Elbette siyaset halk için yapılır, elbette siyaset halkın daha mutlu bir hayat sürmesini sağlayacak önlemleri alma çabasıdır. Benim açımdan söz konusu olan sıradan bir parti başkanlığı değil, gerek CTP’nin kendi içine, gerekse halkımıza daha etkili hizmet vermeye dönük bir adaylıktır.
2009 yılında UBP hükümete geldiğinde başta CTP’liler olmak üzere Kıbrıs Türk halkı UBP’nin gelişini iliklerine kadar hissetti. Sormak isterim bugün CTP’nin hükümette olduğunu hissediyor muyuz? CTP’nin etkin bir hükümet anlayışıyla çalıştığına tanıklık ediyor muyuz?
Tüm toplumu kucaklamak elbette çok önemlidir ve bu hizmette parti rozetine bakılmaksızın toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede durmanız gerekir ancak hizmet yönteminiz, kararlılığınız ve çalışma biçiminiz ile farklılığı hissettirmemiz gerekirdi. Ben herkesin başta delegeler olmak üzere tüm CTP’lilerin samimi bir şekilde bu sorulara yanıt vermesini temenni ediyor herkesi kucaklıyorum.