Bir Beyaz Kıbrıslı Türkün İtirafları…

Hakkı Atun beyin dün Yenidüzen’de manşete çıkan itirafları beni hiç heyecanlandırmadı doğrusu. Bugüne kadar Başbakanlık dahil bu ülkede çok önemli üst düzey görevler almış bir kişinin, bize itiraflarını anlatması ya bir yaşlılık ya da bir pişmanlık sendromu olsa gerek ki ikisinin de doğrusu pek bir değeri yok. Malumun ilanının geç kalmış seslendirilmesidir yaptığı Sayın Atun’un.
Bugün, AKP-UBP ikilisinin Kuzey Kıbrıs’ı “Anadolulaştırma” projesi kapsamında attığı adımların özü, sonuç itibarıyla Kıbrıslı Türk kimliğinin asimilasyonunu amaçlar. Bu konu, özellikle Kıbrıs Türk solunun en azından otuz yıldır üzerinde durduğu ve “anavatan”a karşı hainlikle suçlandığı sosyal olguların başında gelir. Kıbrıslı Türk toplumunun varlığı ve sosyo kültürel farklılığının yarattığı potansiyel, bir tehlike olarak görülmüş ve gerek nüfus aktarımı gerekse eğitim, kültür politikası ve diğer sosyal “aynılaştırma” programlarıyla Kıbrıslı Türkler kuşatılmaya çalışılmıştır. Kıbrıslı Türklerin göç etmesi de aslında aynı programın bir parçasıdır. Bu durumdan memnun olan, olmayandan çok olmuştur buralarda…
Sağ siyaset bunu siyasi bir “misyon” olarak hayata geçirmeye çalışırken, ne yazık ki “sol” hükümetler kültür politikasınının önemini kavrayamamış ve toplumsal varlığın sürdürülebilirliği için neredeyse temel olan, sosyo kültürel projeleri üretememiştir. Bunu ayrıca tartışmakta yarar var.
Bugün yaşadığımız sosyo ekonomik yıkım yani Anadolulaştırılma süreci, sadece toplumun alt kesimini, emekçileri değil, Kıbrıslı Türk elitlerini de etkilemiş durumdadır. İsterseniz onlara biz Beyaz Kıbrıslı Türkler diyelim… Çünkü bugüne dek, kendi yarattıkları ve açıkça sömürdükleri sistem devam ettiği sürece keskin devletçi, şükrancı, milliyetçi v.b olan bu tabaka, “denizin bittiği gün”, ne olacak halimiz diye söylenmeye başlamıştır!
1960 dahil, bu ülkedeki tüm siyasi ve idari yapılanmalar, sağ kesim tarafından gerçekleştirildi ve sadece kendine mal edilerek sonuna kadar sömürüldü, rantı sonuna kadar bu kesimlerce tüketildi…Devlet kredileri ve ihaleleri bu kesimlerce fütursuzca kullanıldı.
Ganimet yine aynı kesimin işi, rum malları üzerinde imar ve yabancılara satış yine aynı…
Ve tüm bunlar iki söylemin arkasına gizlenerek yapıldı…
1. Yaşasın anavatan, şükran sana Türkiye, bol bol hamaset, milliyetçilik…
2. ve yaşananları eleştiren solculara karşı rumcu, hain v.b ithamlar..
Oysa bitecek dediğimiz deniz gerçekten bitti…bugün, haklarını korumak isteyen mücadele veren kamu çalışanlarına karşı başlatılan “savaş”ta hedef sendikacılar, çözüm yanlıları…
Türkiye karşısında, kendinden farklı bir Kıbrıslı Türk toplumu görmek istemiyor. Çünkü Kıbrıslı Türklere güvenmiyor, aynı Denktaş gibi, diğer sağ siyasetçiler gibi…Farklılığın, farklı çıkarlar, tercihler, beklentiler yarattığını çok iyi biliyor. Bunu önlemenin tek yolu ise aynılaştırmadır ve bu durum, siyasi tarihimizde karşılaştığımız en acımasız yöntemlerden biridir. Sosyo kültürel yıkımdır yapılagelen ve yapılmak istenen. Türkiyesiz birşey yapamazsınız aşısının en ağırı yapılmaktadıri bugün Kuzey Kıbrıs’ta.
Eğitim tamamen sıfırdan ithal ve özelleştirilerecek çözülüyor…Kreşten itibaren ilkokuldan üniversiteye kadar her eğitim düzeyi dolaylı olarak özelleştirildi…böylece sendikacılarla uğraşma derdi de dolaylı yoldan çözülüyor…
Kıbrıslı Türklerin Baf’a kadar yolu var, kapılar açık nerede isterse çalışsınlar, yeter ki sorun olmasınlar, giden Kıbrıslı gelen Türk…
Her türlü ekonomik stratejik sektör, özelleştirilecek…
İzolasyon altında denk bütçe…
Sayın Atun bize itirafta bulunuyor, peki bahsettiğiniz hataların kaynağı ne ve nerede sizin özeleştiriniz !